Bırakmaya Dair 📮
Hayattaki en büyük yanılgım, fark ettiklerimi başkalarına da fark ettirebileceğime inanmam oldu. Bunun için iletişimin gücüne ve kelimelerin yeteceğine inandım.
Ne beyhude bir çaba…
İnsanı en çok yoran şey, kendi adımlarını atarken başkalarının hızına yetişmeye çalışmak ya da kendini onların temposuna zorlamak.
Gördüğümüzü başkaları da görsün istiyoruz. Hissettiğimizi hissetsinler, fark ettiğimizi fark etsinler. “Baksana!” diyoruz,“Burada çok güzel bir şey var. Ben gördüm, sen de görsene. Ben buralarda geziniyorum bu aralar, beni anlasana. Ben bunun doğru olduğunu düşünüyorum, sen de öyle düşünsene. Beni anlayıp varlığımı onasana, benimle temas etsene.”
İçimizden gelen o hevesle, birilerini kolundan tutup çekiştiriyoruz. Kimi zaman sesleniyoruz: “Hadi ama, ben yaptıysam sen de yaparsın. Yapacaksın.” Bunu söylerken aslında karşımızdakinin sınırını zorluyoruz. Kimi zaman da bekliyoruz, bu kez kendi sınırımızı hiçe sayarak.
Ama karşı taraf diyor ki:“İstemiyorum şu anda. İttirmesene. Görmeye de harekete geçmeye de hazır değilim.”
İşte orada sınırlar birbirine çarpıyor. Senin taşırdığın heves, onun korumak istediği mesafe. Senin açmaya çalıştığın kapı, onun kapalı tutmak istediği eşik.
Herkes kendi ritminde, kendi zaman çizgisinde ilerliyor. Kimseye kendi farkındalığını zorla giydiremiyorsun. Giydiremezsin.
Çekiştirip dururken, karşındaki bazen taş gibi duruyor olduğu yerde. Ne yapsan bilemiyorsun. Bu sefer de kendini onun döngüsüne kapılmış buluyorsun. Onu oradan çıkarayım derken, kendi yönünü unutuyorsun.
Fiziksel olarak yapmasan da, ağırlığını üzerine alıyorsun. Yük oluyor, fark etmeden taşıyorsun.
İşte tam orada bir şey oluyor. Bir kırılma anı. Duruyorsun. Durmazsan nefesin kesilecek çünkü. Elini ayağını çekiyorsun. İçine bakıyorsun.
Çünkü biliyorsun aslında kendi fırtınanı yaşarken bir başkasının sığınağı olamazsın.
Ve bırakıyorsun.
İttirmeyi bırakıyorsun. Çekiştirmeyi bırakıyorsun. İkna etmeyi, inandırmayı…Susuyorsun.
Görmek isteyen kendi bakıyor. Duymak isteyen kendi duyuyor. Hazır olan kendi geliyor, kendi gidiyor.
Herkesin yolu kendine ait.
Sen istikametini sahiplendiğinde, belki birileri de ilhamla harekete geçiyor.
Ama sadece belki. Ve bu da yeter. Yetmeli.
Çünkü sınırlarını korumak, hem kendine sahip çıkmanın hem de karşındakine saygı duymanın en sade hali.
Seçil, 30 Ağustos 2025, İzmir


Bazısı var, "Duvar olsaydı, çatlardı" dediklerim :D Sadece sözlü düşünmek için paylaşımını akıl danışır gibi yapıyorlar. Birine günlük ve kalem hediye etmiştim. Bana değil, kağıda kaleme dök derdini diye kibarca... :D En tehlikelisi... :D
Kaleminize sağlık, fazlaca kendimden bir şeyler buldum ve üzerine düşündüm. Hoşça akan bir süreçti. :)
kendi fırtınanı yaşarken bir başkasının sığınağı olamazsın. Ne güzel bir söz... Ne çok yaşadım şu dediğini ve bir gün fark ettim ki ittirme nedenim yalnız kalmamakmış. Sen de gel buraya demek istiyorum, yalnızım burada diyorum. Sonra gidebileceğim yola gitmekten, yükselebileceğim yerlere tırmanmaktan kaçıyorum...çünkü yalnız gitmek istemiyorum. Benimle gelsene :)